Murat Çeşmecioğlu

Kişisel Web Sitesi

Kovayla Şaka Olmaz – 2

… Tam, dünyanın en önemli kişisi olduğunuza sizi inandırmışken, Kova’nın bu mikroskobik inceleme oyunundan sıkılıp başka bir ilginç kişiye dönüvermesinden daha küçültücü bir şey olamaz. İşte bu acı verir.

Arkadaşlığa düşkünlüklerine karşın, yakın dostlarının sayısı fazla değildir, ilişkilerinde kaliteden çok fazlalık ararlar ve devamlı bir ilişkiye belli bir süreden daha fazla bağlı kaldıkları pek görülmez, ilerdeki köşe başında keşfedilecek o kadar çok şey vardır ki, tamamiyle bir iki arkadaşlığa bağlı kalamazlar. Kişiye önem vermeyen böyle bir insana duygusal bir yaklaşımda bulunmanın pek yaran yoktur. Ama O’nun kalbine hitap etmişseniz (bu salt duygusallıkla aynı şey değildir) bisikletinden inerek, dönüp ne kaçırdığını anlamaya gelecektir.

Uranüslüyü garip bir yalnızlık çevreler ve çoğunlukla insanlar tarafından yanlış anlaşılır. Çünkü insanlık henüz Kova Ütopyasını anlayacak düzeye erişmemiştir. Kova burcu insanı gelecekte yaşadığı ve kısa sürelerle şimdiki zamana döndüğü için, dünyevi yaratıklara düpedüz kaçıkmış gibi görünebilir. Kova bunu hisseder, bu da onun başkalarından ayrı kalma duygusunu büsbütün derinleştirir. Ama başkalarının kendisine ayak uyduramaması, O’nun düşüncesine göre, geriye dönüş yapması için bir sebep olamaz. Böylece, biz zavallı ölümlüler orada ne aradığına şaşıp kalırken O, kendi yalnızlık bulutlan arasında dolaşır durur. Astroloji bize “Kova’nın düşünce düzeyine dünyanın elli yıl sonra erişeceğini” öğretir. Bu doğru olabilir, ancak Uranüslüyle biz diğer insanların bugün aramızda varolan anlaşmazlığı kesinlikle azaltmaz. Bu burç dahiler burcu olarak bilinir ve öyledir de. Çünkü ünlülerin yüzde yetmişi ya Kova burcundan, ya da yükselen burcu Kova olanlardır, öte yandan akıl hastanelerine kapatılanların ya da sürekli bir psikiatrist tedavisine girenlerin çok büyük bir yüzdesi de gene Kova burcundan olanlardır. Dahilikle delilik arasında ince bir çizgi vardır, derler ya; Kova arkadaşlarınız da bazen hangi tarafta olduklarını merak etmenize neden olurlar. Bu karışıklık büyük ölçüde insanlığın kehanet sahiplerini küçümseme eğilimine bağlıdır. Bilinen sözler vardır; “Fulton’a ve buharlı gemisine güldüler.”, “Edison’un geri zekalı olduğuna sandılar.”, “Louis Pasteur’ü akıl hastanesine kapatmak istediler.” gibi. Bunlar, sezgileri daha yüksek düşünce seviyesine ayarlanmış olanlara karşı materyalist dünyanın takındığı tavrı gösteren örneklerdir. Kovalar soğukluğun, pratikliğin ve eksantrik dengesizliğin garip bir karışımıdır. Akıl hastalarına karşı iç güdüsel bir yakınlık duydukları görülür. Hemen hemen her Kova’nın akıl hastalarını sakin bir şekilde konuşarak büyük ölçüde yatıştırdığı tuhaf bir gerçektir, isterik insanları ve korku içindeki çocukları sakinleştirmekte şaşılacak bir ustalık sahibidirler. Kendi yüzeysel görünümünün altında güçlükle gizleyebildiği çok bozuk sinir sistemi böylesine derin bir anlayışa neden olmaktadır.

Kova’nın çevreye bakış açısı o kadar geniştir ki, doğum haritasında başka gezegenlerden ciddi etkiler almadıkça, ön yargılı olanına pek rastlamazsınız. Böyle birine rastladığınız zaman kendisine ön yargılı olduğunu söyleyince derinden sarsılacaktır. Kardeşlik içgüdüsü o kadar güçlüdür ki, kırk yılda bir hoşgörüsüz davrandığı zaman, sadece bunun farkında olmamakla kalmaz, bu sözcükten de nefret eder. Genelde herkes O’nun kız ya da erkek kardeşidir. Sembolik kovasıyla zengin ve fakir çevrelerde dolaşarak kovasına bilgi sulan doldurup boşaltır, arada sırada kış uykusuna dalanlar istisnadır. Ancak bunların da gizlenme devreleri uzun sürmez. Onu özleme fırsatım bulamadan, Kova tekrar dönüp toplum içkideki turlarını sürdürür. Yalnızlığa çekildiği zaman O’nu rahatsız etmeye kalkışmayın sakın. Yalnız kalmak istediği zaman, yalnız kalmak istiyordur. Aniden herkesin bilmediği bir telefon numarası almak gibi bir hevese kapılsa bile toplumdan bütün bütün çekilmez. Adresi değişmemiştir; kendisi de… İnsanlardan asla uzun süre kopamaz. Siz O’nu aramazsanız çok geçmeden o yine her zamanki gibi tetikte ve meraklı haliyle şehirde dolaşmaya başlayacaktır.

Genelde, bir Kova’dan kesin bir randevu almak kolay değildir. Belli zamanlarda belli görev ve zorunlulukla bağlanmaktan hoşlanmadığı için, randevusuna sadık kalmayacaktır. Çoğunlukla, “Seni ararım… Belki Salı günü müsait bi zamanda” deyip geçmeyi tercih eder. (Bazen gelecek haftanın ikinci Salı’sını kastediyordur!) Bununla birlikte, işi sıkı tutmayı başarabilmişseniz ve belli bir saate sizinle buluşacağına söz verdiyse, mutlaka orada olacaktır. Bundan emin olabilirsiniz, hatta isterseniz saatinizi ayarlayın ve kendiniz geç kalmamaya bakın. Yolda gelirken kaçırılmadıkça, mutlaka gelecektir. (Bir Kova olduğu için, kaçırılabilir de, Kovaların başına herz aman her şey gelebilir. Her şey.)

Yorum Yazın

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)

İnternet sitesi